“Din” lemek Üzerine

Dikkat! Bu yazı yüksek oranda düşünsel spekülasyon ve beyin jimnastiği içerir… Bunlardan hazzetmeyenler daha baştan okumaktan vazgeçsinler.
Gelelim ne demek istediğimize; spekülasyonlarımıza, yorumlarımıza, (kendimizce) diyalektik analizlerimize:
Bu söylemde, özellikle vurgulamak istediğimiz noktalar:
Türkçe, dinlemek ile “din” lemek fiillerinin, eylemlerinin, her ne kadar birbirleri ile sesteş ilişkileri olsa da, anlamca oldukça karşıt diyalektik ilişkiler içinde olduğu.
Şöyle ki:
Bilinen genel anlamıyla “din” kelimesinin etimolojik kökenlerine fazlaca girmeyelim; kısaca bu kelimenin arapça, farsça ya da eski akadça etimolojik kökenleri olduğuna dair verileri çeşitli kaynaklarda bulmamız kolaydır. Tarihte daha eski dönemlere gidersek Sümerler ve onlardan önceki Türklerde tın, tin, den, din kelimelerini bulmamız ve de bağlantılar kurmamız pek mümkündür… Ancak meselemiz kelimenin hangi etimolojik kökten geldiği meselesi olmadığından geçelim, araştırmayı meraklılara bırakalım.
Kısacası genel anlamında din; bir inanç, ibadet, ritüel, evren ve varlık anlayışı, ahlak kuralları anlayışı bütünüdür. Dinin bu alt kategori ve boyutlarına da bu yazıda girmeyelim çünkü hemen her biri ayrı felsefi bir tartışmayı, eleştiriyi hakeder.
Genel eğilimim, dine daha bütünsel ve “kuşbakışı” bir perspektiften ve varolan gündelik hayat mücadelesi içindeki yeri bakımından, pratik ve pragmatik açılardan bakmaktır! Bu bağlamda din toplumsal bir kurumdur; böyle olmasıyla birlikte mevcut toplumların çeşitli ihtiyaçlarına cevap vermekte ise de; daha çok egemen, elinde ideolojik örgütlenme ve bilinç sahibi olma, üretim araçlarına sahip olma, reklam, propaganda, demogoji, algı operasyonu yapma vb. şansı bulunan kimselerin (sınıfların) çok iyi kullandıkları bir araçtır!
Şimdi, yavaş yavaş meramımızı anlatma noktasına yaklaşmaktayız:
Türkçede “dinlemek” ise; daha çok duyma duyu organımızla (ki hemen her zaman sürekli çalışan bir duyu organıdır) yaptığımız, çevremizden gelen ses (titreşim) uyaranlarının beynimiz duyma merkezine ulaşması ve daha sonra (bireysel olarak değişebilecek) zihinsel tepkiler verme sürecimizi başlatan bir olaylar silsilesini içerir.
İnsanın (zorunlu olarak) toplumsal bir varlık olması, onun için iletişimi de kaçınılmaz bir ilişki biçimi haline getirmiştir. İletişimin bedensel boyutları (beden dili) olduğu doğruysa da bu konu da şu an (bu yazıda) ilgi alnımızda değildir. İletişim; bir kaynak ve bir alıcı ile başlar ancak tam bir iletişim için bunlar da yeterli olmayıp bir etkileşimin (dönütün) olması da gereklidir. Fakat DİNLEMEK iletişimin (maalesef, özellikle günümüz Türkiye insanları için) olmazsa olmaz, fakat bir o kadar eksik olan temel bir ögesidir.
Maalesef; birbirimizi DİNLEMİYORUZ! Dinleme zahmetine, lütfuna katlanmıyoruz ya da dinler gibi yapıyorsak dahi, gerçekte dinlemiyor, muhataplarımızı önemsemiyoruz!
Örneğin; birbirlerini dinler gibi yapan siyasetçiler, karı-kocalar, çocuklar ve ebeveynler, öğretmen ve öğrenciler, kahvede, kafede muhabbet edenler ve benzerleri, toplumlarda maalesef oldukça yaygınlaşmış durumda…
Çünkü maalesef, dinlemek kavramı, salt fiziksel duyma olayına dek indirgenmiş ve yozlaştırılmış durumdadır; hatta daha da ilerlersek insanların bir kısmı, açıkça birbirlerini dinlememek görgüsüzlüğünü, vahşiliğini bir çeşit havalı (cool) olma algısı, ilizyonu ile eşdeğer, özdeş kabul etme yoluna girmiş durumdadırlar…
Bu kadar laftan sonra, şimdi esas spekülatif düşünce ve söylemimize gelelim:
Dinlemek kavramı; salt fiziksel bir duyma olayından öte, bu duyma olayının devamında gelebilecek olan düşünsel, zihinsel, soyut süreçlerin de bir başlatıcısıdır. Örneğin empati kurmak, anlamak gibi…
Oysaki; kelimenin ve bağlamında kavramın (dinlemek) diyalektik bir parçalanması, yozlaştırılması, içeriğinin adeta karşıtına dönüştürülmesi, neredeyse nesnel bir süreklilik haline getirilmesi söz konusudur … İşte bu noktada, yeni kahramanımız, bölük pörçük kelimemiz, kavramımız “DİN” LEMEK sahneye çıkmaktadır…
Yani; yazının önceki bölümlerinde bahsedilen “din” ile pompalamak, doldurmak, şişirmek, beslemek… Örneğin; Türkçedeki, tuz-lamak, şeker-lemek, biber-lemek, arpa-lamak kullanımlarındakine benzer şekilde: Din-lemek…
Dolayısıyla insanlar “din-len” dikçe, yukarıda öneminden bahsedilen “dinlemek” ten bir o kadar uzaklaşmaktadır. Bu kurguyu, deyim yerindeyse ilizyonu kimlerin nasıl bir teknolojiyle kurguladığı ayrı bir araştırma konusudur. Kesin olan şu ki; bu söylemi, (spekülatif sonucu) tam olarak “bilimsel” ispat edemesek de, günlük hayatımızda, maalesef, bu yönde bir gidişat olduğunu görmekteyiz.
Acı sonuçlar:
Yine diyebiliriz ki; insanlar, toplumlar her ne şekilde yapılıyor olursa olsun din-lendikleri sürece; iletişim, saygı, empati, anlama, düşünme, sorgulama, yaratıcı faaliyetlerde bulunma, soyutlama, etik değerlere sahip olma ve benzeri temel insani diyebileceğimiz bazı özelliklerde bir azalma, yetersizlik görülmekte.
Tabii ki, tüm bu geriye gidişin, yozlaşma ve çözülmenin tek günah keçisi olarak din-lenmeyi göremeyiz.
Ancak görünen o ki; dünya çapında her ne ad altında, her ne çeşit yöntemlerle  yapılıyor olursa olsun, insanların din-le pompalanmaları, bu işlemin proje mimarlarının söylemlerinin aksine; dünyada daha çok bir ahlaksızlık, değersizlik, tahammülsüzlük, şiddet, cehalet almış başını gidiyor. Yani; din-lenme ile yukarıda bahsedilen olumsuzluklar ters orantılı değil, neredeyse doğru orantılı olarak artma eğilimindedir. (Tersini iddia edenlerin argümanlarını merak ediyorum.)
Oysaki din; insanların kendi özel, deyim yerindeyse mahrem alanlarında (iç dünyalarında) yaşama hakkına, seçeneğine sahip olmaları gereken bir alan olarak kalmalıdır. Bilinen dinci söylemlerin tam tersine, belki bu şekilde olsa idi din; daha değerli bir kavram olarak kalabilirdi.

Reklamlar
Bu yazı metafizik, teoloji içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to “Din” lemek Üzerine

  1. halitc dedi ki:

    Reblogged this on halitc.

    Beğen

  2. Geri bildirim: Sikkofield’ De “Din” Kavramı Yanılgısı Veya Yanıltması | Felsefi Eleştiriler

Yorumunuzu Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.