Bir Diyalektik İnceleme: Kadınlar Ve Çocuklar

Daha önceki yazılarda zaman zaman, sözümona muhafazakar veya kendini dindar addedenlere şu tür sorular sormuştum:
“Neden eşcinsellik, pedofili, sadizm, mazoşizm, narsisizm vb. genel kabul olarak hoş görülmeyen durumlar, psikolojik rahatsızlıklar, özellikle kendini bir din, okült tarikat kisvesi altında gizlemiş gruplarda, toplumlarda, yozlaşmış toplumlarda daha çok ortaya çıkmaktadır?”… (Not: Doğuştan genetik olarak bu tür eğilimler taşıyanlar ayrıca inceleme ve tartışma konusudur.)
Bu olguların birer gerçeklik olduğu ve sorulan soruya tatmin edici bir cevap verilemediği ortadadır…
Her ne kadar çağımızda büyük bir aptallık, gerizekalılık akımı, egemen kesimlerin kurum ve kuruluşlarıyla, neredeyse “resmi” bir şekilde destekleniyorsa da, bu hastalığın sadece çağımıza, günümüze ait olmadığını söyleyebiliriz. Yani, eski çağlarda da kölelik, ezen-ezilen, sömüren-sömürülen çelişkilerini destekleyen ortamlar, kurum ve kuruluşlar hep olmuş…
Peki böylesine çelişkiler taşıyan toplumsal hayat (doğadaki çelişkiler ayrı bir tartışma konusudur) nasıl olur da patlamaz, ayakta kalır, devam eder?..
Değişmeyen tek “gerçekliğin” değişme olduğu görüşü doğrultusunda, tarihin değişmelerden, zaman zaman çökmelerden, devrimlerden, mücadelelerden oluştuğunu bilmekteyiz. Bu süreçlerde ödenmesi gereken bedel ise, genelde mazlumlara, garibanlara, ezilenlere, zorbalar karşısında zayıf olanlara acılar ve ölümler yoluyla ödetilmiştir…
Konumuza başlarsak, belirli zaman dilimlerinde bu derece akıl-mantık almaz çelişkiler taşıyan toplumlar, her zaman bedeli birilerine ödetmişlerdir!.. Peki, bu trajik, dramatik, ironik oyunun belli başlı aktörleri kimlerdir?..
İnsanlık tarihinin kısmen ve belirli ilk, ön dönemleri hariç erkek-egemen (!) bir tarih olduğunu söyleyebiliriz. Bu sözde erkek-egemen anlayışın, kendi niteliklerini tüm kurum ve kuruluşlara yansıttığını görebiliriz. Hatta, 21. yüzyılda, günümüzde bile durum, hemen hemen aynıdır!..
(Not: Burada birileri, hemen, feminizme sapıldığı veya sapmak gerektiğini, yanlış bir şekilde, çıkarabilir. Feminizm konusuna girmeyelim, ancak kısaca diyebiliriz ki, feminizm de egemen kesimlerin, insanları bölmek, yanlış yönlendirmek amaçlı, diyalektik kurgularından bir tanesidir. Ayrıca incelenebilir)
Yani, konumuz bağlamınca, erkek-egemen bir toplumun çelişkilerini (psikolojik olarak) nasıl bastırdığına, patladığına, boşalttığına, nasıl sözde “sentez”ler, çözümler ürettiğine bakacağız.
Kendisi de, sözde daha üst “akılların” nesnesi, aracı olan erkek-egemen toplum, bahsedilen çelişkilerini sözde aşmak için çeşitli “nesne” lere ihtiyaç duyar ve bunlar genelde kadınlar ve çocuklardır! Sömürüye dayalı düzenin (illa ad vermek gerekirse kapitalizm denilebilir) para, meta temelli araçsallaştırma, nesneleştirme sistemi olduğunu biliyoruz!..
Araya bir de “erk” sözcüğü ile birkaç spekülasyon sıkıştıralım: Erk, Türkçe’de kuvvet, hakimiyet sahibi… Er, savaşan kişi, erkek, yiğit kişi vb… Kavramlar gibi kelimeler de tarih içinde anlam değiştirip yozlaşabiliyor. Günümüzde maalesef, kendine “erkek” diyenlerin, ne erlikle, ne yiğitlikle pek fazla alakaları kalmamıştır, istisnalar hariç.
Çelişkiler içindeki erkek-egemen toplum, patlamalarını, boşalmalarını, psikolojik rahatsızlıklarının sözde “sentezini”, çözümünü, kadınlar ve çocuklar üzerinden, onları araçsallaştırarak, nesneleştirerek gerçekleştirir.
Bunu yaparken, genelde iki eğilim üzerinden ilerler:
1) Onları (amacına ulaşmada) tamamen kullanılacak birer nesne, araç boyutuna indirgeyerek… Açılımlarına şöyle birkaç örnek verebiliriz:
— Kadınları bedensel, zihinsel, duygusal, mekansal vb. kapatmak…
— Kadınları birer cinsel nesne vurgusuyla, bedensel olarak açmak, reklam etmek, reklamlarda kullanmak, alınır, satılır bir nesne boyutuna indirgemek…
— Kadınları birer cinsel nesne olarak kullanmak…
— Kadınlara fiziksel şiddet uygulama yoluyla çeşitli boşalımlar…
— Çocuklara fiziksel şiddet uygulama yoluyla çeşitli boşalımlar…
— Çocukları birer cinsel nesne vurgusuyla, bedensel olarak açmak, reklam etmek, reklamlarda kullanmak, alınır, satılır bir nesne boyutuna indirgemek…
— Çocukları birer cinsel nesne olarak kullanmak…

2) Onları birer fetiş, put unsuru haline getirmek… Örneğin:
— Onları (kadın ve çocukları) melodramik, melankolik, romantik, obsesif birer takıntı haline getirmek…
Hayatın tek amacı, hayatın anlamı, tapınılacak x, hayatın neşesi, geleceğimiz vb. söylemler, bu türdendir.
Bu tür söylemlerin, dikkatlice incelenirse, (daha kısayollu düşünmeye eğilimli zihnimiz sayesinde) sadece varolan sorunların birer ertelenmesi, kısayolcu indirgenmesi, çaresizlik, umutsuzluk, yenilginin kabulü, duygusal-zihinsel-bedensel çeşitli tatminsizliklerin sonucu olduğunu görebiliriz!..
Son Sözler:
Peki, tüm bu sorunlara çözüm nedir?, diye sorabilir bazıları.
Bir; “insan” ile ilgili meselelerde öyle doktor reçetelerindeki gibi hazır çözümler yoktur!
İki; bir çözüm yolu bulunmuş olsa bile, bunun reçete gibi sunulması, yöntemsel olarak hatalıdır!
Üç; çözüm yolu sunulmuş olsa dahi, bunların insanlar tarafından gereği gibi, niyet edildiği şekilde uygulanabileceğinin bir garantisi yoktur!
Dört; ideal olarak eldeki çözüm, gereği gibi, niyet edildiği şekilde uygulanabilse dahi, nesnel gerçeklik içinde daha iyi noktalara varacağımızın, istenilen sonuçlara ulaşacağımızın bir garantisi yoktur!
Peki, ne yapalım o zaman?.. Kısaca diyebiliriz ki: En azından (başlangıç olarak) yukarıda bahsedilen iki eğilim açılımındaki örneklerdekine benzer hareket ve tavırlardan kaçınmaya gayret edebiliriz…

Reklamlar
Bu yazı aforizmalar, etik, eğitim felsefesi, felsefi eleştiriler, mantık, psikoloji, yöntem içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorumunuzu Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s